Mal Rejiminin Tasfiyesi

Mal Rejiminin Tasfiyesi

Yasal mal rejiminin tasfiyesi kapsamında söz konusu olabilecek taleplerden beş tanesi bu çalışmada incelenmiştir. Bunlar aşağıdaki gibidir;

  • Diğer Eşte Kalan Malların İadesi (TMK m. 226),
  • Artık değere katılma alacağı (TMK m. 231),
  • Değer artış payı alacağı (TMK m. 227),
  • Katkı payı alacağı
  • Üçüncü Kişiye Karşı İleri Sürülecek Talepler (TMK m.241)

1 DİĞER EŞTE KALAN MALLARIN İADESİ

TMK madde 226 gereği;  Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alabilir. Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen  olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.

Bu yola genellikle kişisel eşyalar, özellikle de takılar talep edilir. Bu talepte bulunmak için mal rejiminin sona erme zorunluluğu yoktur, mal rejimi devam ederken de bu talepte bulunulabilir. Bu halin sonucu olarak da ayrı bir davayla, kişisel malı talep etmek süreci hızlandıracaktır. Mal rejimi tasfiyesi maddi bir alacak hakkı verirken madde 226 ya dayalı talep, ayni bir alacak hakkı verdiği göz önünde bulundurulmalıdır.

226. maddenin ikinci fıkrası üstün yararı olan eşe, eşlerin paylı mülkiyetinde olan eşyanın tamamını isteme hakkı da vermiştir. Örneğin eşlerden biri avukat ve hukuk bürosu eşlerin paylı mülkiyetinde avukat olan eş hukuk bürosunun kendisine verilmesini 226. Maddenin ikinci fıkrasına göre talep edebilme hakkına sahiptir.

2 KATILMA ALACAĞI

Mal rejimi tasfiyesi sonucu ortaya çıkan alacağa katılma alacağı diyoruz. Kanundaki tanıma göre; eklenecek değerlerden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkına katılma alacağı denir.

Konunun daha iyi anlaşılması için bu “kişisel mal” ve “edinilmiş mal” kavramlarının açıklanması gerekmektedir.

Kişisel malları aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz;

  • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar,
  • Mal rejimi başlamadan önce eşlerden birine ait bulunan hak, alacak ve eşyalar,
  • Sonradan miras yoluyla elde edilen malvarlığı değerleri
  • Herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği, manevi tazminat ve bağış gibi malvarlığı değerleri
  • Kişisel mallar yerine geçen değerler,
  • Tarafların kişisel mal olacağı hakkında mutabakata vardığı mallardır.

Edinilmiş mal; her eşin edinilmiş mallara katılma rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir başka deyişle rejim süresince emek karşılığı edinilen malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır; çalışmasının karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler, 3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel mallarının gelirleri, edinilmiş malların yerine geçen değerler.

Eklenecek değerler TMK madde 229 da düzenlenmiştir bunlar;

Rejimin tasfiyesinde hesaba katılacak olan malvarlığı değerleri mal rejiminin sona erme anındaki mülkiyet haline göre hesaplanır. Bu durumun 3 istisnası vardır;

1)  Türk Medeni Kanunu madde 229 eşlerin tasfiye sırasında malvarlığında olmayan fakat tasfiye sırasında edinilmiş mallara değer olarak eklenecek değerleri düzenlenmiştir. Bunlar;

  1. a) Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar,
  2. b) Bir eşin mal rejiminin devamı süresince, diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirlerdir.

Kural olarak rejimin tasfiyesinde sadece eşlerin malvarlığına bulunan değerler de hesaba katılır fakat 229. madde kapsamında yapılan bir işlem olması halinde malvarlığında bulunmayan değerler de tasfiye sürecinde hesaba katılır.

Mahkeme kararını üçüncü kişilere karşı ileri sürmenin ön koşulu rejimin tasfiyesi davasında bu davayı üçüncü kişilere karşı ileri sürmektir. Üçüncü kişilere karşı dava açma hakkı madde 241’de düzenlenmiştir. Maddeye göre;

TMK m. 241/1 Tasfiye sırasında borçlu eşin, malvarlığı veya terekesi, katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş mallara kayılma rejiminin tasfiyesinde hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları, bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı kalmak kaysıyla isteyebilir.

TMK m. 241/2 Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde mal rejiminin sonra ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

Buradaki usul ve hak düşürücü süre bir takım karışıklıklara yol açmaktadır. 241. maddenin 1. fıkrasındaki “öğrenme tarihi” ibaresi katılma alacağının tahsil edilemediğini öğrendiği tarihi ifade etmektedir.

Beş yıllık hak düşürücü süre ise rejim sona erdiğinde başlar. Rejimin boşanmayla sona erdiğini düşündüğümüzde beş yıllık süre boşanma dava tarihinde başlar. Mal rejimi davalarında, genellikle boşanma davası bekletici mesele yapılır. Ülkemizde davaların yaklaşık 3 yılda sonuçlandığı bilgisiyle hareket edildiğinde, 3 yıl boşanma davası akabinde 3 yıl rejimin tasfiyesi davası sonrasında borçlu eşe talep süreci 5 yıllık süre içinde tamamlanması mümkün bir süreç değildir.

5 yıllık hak düşürücü süreyi kaçırmamak için yukarıdaki süreçler tamamlanmadan açılan davalarda, hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmekteydi. Fakat Yargıtay 8. Hukuk dairesinin 21 Şubat 2017 de verdiği kararla bu probleme çözüm getirmiştir. Bu karara göre; “Borçlu eşin malvarlığının ya da terekesinin tasfiye borcunu karşılamaya yetip yetmediği ise; ancak alacağın tahsili sürecinin sonunda belli olacağından; üçüncü kişinin mal rejiminin tasfiyesine ilişkin ın ayrı bir esasa kaydının sağlanması; bu davada eski eşten katılma alacağının tahsil edilebilme durumunun “bekletici sorun” yapılması, eş hakkındaki alacak davasının kesinleşmesi ve davalı eşten alacağın tahsil edilememesi halinde üçüncü kişi diğer davalının sorumluluğu doğacağı düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.” Karar: 2017 / 230

Bu karara göre üçüncü kişiler, mal rejimi davasında, davalı olarak gösterilip üçüncü kişilerin davası bekletici mesele yapılabilecektir. Fakat tarafımızca benimsenen yol; TMK madde 229 gereği davanın üçüncü kişilere ihbar edilmesi ve TMK madde 241’e göre üçüncü kişiye karşı bir dava açılmasıdır. Bu yolla üçüncü kişi aleyhine tedbir kararı almak daha kolay olmaktadır.

2) Kanununda belirtilenler dışında hakimin hukuk yaratmasıyla ortaya çıkan, doğrudan üçüncü kişi adına alınan mallar da mal rejiminin tasfiyesinde hesaba katılır.

3) Eşlerden birinin sahip olduğu para, tasfiye sırasında o eşin mal varlığında bulunmuyorsa, aile harcamasında kullanıldığı kabul edilen makul miktar belirlenip çıkarıldıktan sonra, kalan miktar mal rejimi tasfiyesinde hesaba katılır.[1]

Denkleştirme

Denkleştirme, katılma alacağının hesaplanabilmesi için yapılması gereken işlemlerden biridir. Eşlerden birinin kişisel malı ile edinilmiş malının karıştığı halde buradaki karışmayı ayırma işlemine denkleştirme denilir.

Türk Medeni Kanunu madde 230’da denkleştirme düzenlenmiştir. Buna göre;

Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.

Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mal sayılır. Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.

Artık değer

TMK madde 231’e göre; artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır.

Rejimin Tasfiyesinde Şirketlerin Durumu

Şirket edinilmiş mal ise; şirketin değerlemesi yapılır, bulunan değer hesaplamaya dahil edilir.

Şirket kişisel mal ise; kar payı ve sermaye artışı gibi kavramlar hesaplamada önem kazanmaktadır.  Kar payı kişisel malın geliri olduğu için tasfiyede hesaba katılır. Bunun dışında sermaye artışları da kural olarak tasfiye sürecinde hesaba katılır.

Şirketin değerinin nasıl bulunacağı Yargıtay kararlarıyla belirlenmiştir. Şirketin mal rejiminin sona erdiği andaki durumu ve değeri; o tarihteki ekonominin genel durumu, şirketin faaliyet gösterdiği sektörün konumu, büyüklüğü ve büyüme hızı, tasfiyeye konu şirketin sektördeki yeri, varlık ve sermaye yapısı, şirketin kullandığı teknoloji, makina ve tesisatın durumu ile araştırma geliştirme (ARGE) faaliyetleri, ürettiği hizmet ve ürünler, büyüme potansiyeli, şirketin değerlendirme anındaki ve gelecekteki satışlarına, kazançlarına, nakit akışlarına ve finansal durumuna ilişkin 5-10 yıllık tahminler, kar dağıtım politikası, gelecekte planlanan sabit kıymet yatırımları, stratejisi, rekabetçi konumu, müşteri portföyü, organizasyonu ve yönetim kadrosu ile gelecekte şirketin ortaya çıkarması beklenen nakit akışlarının analizi, ekonominin genel arz ve talep kuralları göz önünde bulundurularak belirlenir. Bundan sonra, yukarıda açıklanan yöntem ve kriterlere göre dava konusu şirketin mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla belirlenen piyasa sürüm (rayiç) değeri, TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) göz önünde bulundurularak tasfiye (karar) tarihindeki değeri belirlenmelidir.[2]

Kredi Borcu Olan Mal Varlıkları Tasfiyedeki Durumu

Mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş olan kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.[3]

Sosyal Birikimlere İlişkin Hesaplama

Türk Medeni Kanunu Madde 228/2 gereğince; Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.

Hesaplama yönteminde aşağıdaki kurallar uygulanır;

  • Bu ödemeler bir seferde değil de irat olarak yapılsaydı aylık ne kadar ödeme yapılacağı hesaplanır,
  • Boşanma tarihinde kalan ömrün ne kadar olacağı hesaplanır,
  • Boşanma davası açıldığı tarihinden sonra farazi aylık ödemenin ne kadar olacağı hesaplanır,
  • Bulunan bu değerin, boşanma davası açıldığı tarihteki peşin sermaye değeri hesabı yapılır, 
  • Bulunan rakam tasfiye hesabına katılır.

Emeklilik ikramiyesi, OYAK ödemesi, İşgücü kaybı tazminatı ve zorunlu emeklilik sistemlerinden elde edilen gelirlerin mal rejimine etkisi yukarıdaki hesaplamaya göre yapılır. Kıdem tazminatı ve ihtiyari emeklilik sistemlerinden elde edilen gelirin mal rejimine etkisi çalışma süresi veya prim ödeme süresine göre yapılır.

Değer Tespiti

Mahkeme rejim alacağını belirlerken, eşyanın hükme en yakın tarihteki yani tasfiye tarihindeki değerini bularak hesaplama yapar. Eşya halen eşlere aitse, eşyanın mal rejiminin sona erdiği andaki yani boşanma davası açıldığı anki halinin tasfiye anındaki değeri hesaplanır.

Eğer eşlerin üçüncü kişilere devrettiği bir eşyanın değeri tasfiye hesabına eklenecekse, bu eşyanın devir tarihindeki halinin, tasfiye zamanındaki değeri bulunarak hesaplama yapılır.

Paylı Mülkiyet

Eşlere ait paylı mülkiyete konu bir eşyanın varlığı halinde paylı mülkiyetteki eşyalar eşlerin kişisel malı olarak kabul edilir.[4]

4 DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞI ve KATKI PAYI ALACAĞI

4.1 Değer Artış Payı Alacağı

TMK madde 227’de düzenlenmiştir. Maddeye göre; Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olması halinde katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.

Değer artış payı hesaplanırken katkı oranın bulunması için yapılan katkı değeri, katkı tarihindeki malın katkılı halinin değerine bölünmesiyle bulunur. Değer artış payı ise malın tasfiye zamanındaki değeriyle katkı oranının çarpılmasıyla bulunur.

Katkı oranı, yapılan katkı değerinin, katkının yapıldığı tarihteki malın katkılı değerine bölünmesiyle bulunur. Katkı payı ise malın dava tarihindeki değerinin katkı oranına çarpılmasıyla bulunur.

4.2 Katkı Payı Alacağı

Bir eş kişisel malından diğer eşin malına katkı yapması halinde katkı payı alacağından söz edilir. Bu halde iki alacak ortaya çıkar bunlardan biri katkı payı alacağı diğeri ise değer artış payı alacağıdır. Yapılan katkı yasal mal rejimi kapsamında yapılmışsa değer artış payı alacağı, yapılan katkı mal ayrılığı rejiminde yapılmışsa katkı payı alacağı ismini alır. Bağışlama kastıyla yapılan kazandırmalar hesaba katılmaz. Katkı payı alacağında dava tarihindeki değer esas alınır. Faiz dava tarihinden işler.

5 TALEP

Kural olarak bu davalar alacak davalarıdır. Yani Ayni talepte bulunulmaz. Ayrı ayrı her malvarlığı kaleminden hangi alacak hakkına dayalı olarak, ne kadar alacak talep edildiğinin belirtilmesi gerekir.(T.C YARGITAY 8.Hukuk Dairesi Esas: 2013/ 10529). Eğer dava dilekçesinde sadece tek bir miktar belirtilmişse her alacak kalemi için eşit miktarda talepte bulunulduğu kabul edilir (T.C YARGITAY 8.Hukuk Dairesi Esas: 2014/ 2082) Fakat 2. Hukuk dairesi hangi kalem için rakamsal olarak ne talep edildiğini dava dilekçesinde görmek istemektedir (T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2021/ 5374). Örneğin; Bodrum’daki yazlıktan, katılma alacağı olarak 500.000 TL gibi.

Av. Deniz Bilge

[1] T.C YARGITAY Hukuk Genel Kurulu 2021 / 889 K.

[2] T.C YARGITAY 8.Hukuk Dairesi Esas: 2016/ 10980 Karar: 2018 / 17131 Karar Tarihi: 11.10.2018

[3] T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2021/ 5668 Karar: 2021 / 7765 Karar Tarihi: 26.10.2021

[4] T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2021/ 5671 Karar: 2021 / 8802 Karar Tarihi: 25.11.2021