Akıllı Sözleşme Kavramı ile Akıllı Sözleşmelerin Uyarlanması ve Değiştirilmesi

Akıllı Sözleşmeler

1. Akıllı Sözleşme Kavramı

Akıllı sözleşme kavramı yeni bir kavram değildir; ancak son yıllarda hukuk dünyasında akıllı sözleşmelere yönelik olan yoğun ilgi sebebiyle bunun aksi düşünülmektedir. Akıllı sözleşmelerin ilk haline alışveriş merkezlerinde bulunan sakız otomatlarını örnek olarak verebiliriz.

Akıllı sözleşmeleri daha evvelki dönemlerde kullanılan dijital sözleşmelerden ayıran en büyük özelliği blokzincir tabanlı olmasıdır zira akıllı sözleşmeleri günümüzde hukuk dünyasında da çekici hale getiren yine blokzincir işletimidir zira akıllı sözleşmenin ifa aşamasında sözleşmenin taraflarından bağımsız bir sistem gerekmektedir. Bu aracı bir taraftan bütün tarafların güvenine sahip olmalı, diğer taraftan da sözleşmeyi hesaplı ve hızlı bir şekilde ifa edebilmelidir işte bu nedenle blokzincir platformu, aracıları ortadan kaldırması ve teknolojinin sağladığı imkânlar sayesinde hızlı ve daha az maliyetli çözümler sunarak akıllı sözleşmeleri cazip hale getirmektedir.

Akıllı sözleşme kavramı ilk defa 1994 yılında hukuk profesörü ve bilgisayar bilimcisi Nick Szabo tarafından sözleşmenin tarafları arasındaki kurulan ilişkinin daha güvenli bir zemine oturtulması ve sözleşmenin bazı süreçlerinin otomatik bir şekilde meydana gelmesini sağlamak amacıyla ortaya atılmıştır.

Akıllı sözleşmeler için literatürde farklı tanımlar yer almaktadır. Akıllı sözleşmeleri ilk kez tanımlayan Nick Szabo’ ya göre; akıllı sözleşmeler, dijital şekilde belirtilen vaatler ve söz konusu vaatlerin meydana getirildiği bir sistemdir.

Söz konusu sistem bir defa hayata geçirildiğinde dahi ifa ve icra aşamaları insan eylemine gerek olmaksızın meydana gelmektedir.

Literatürde yer alan diğer tanımlara bakacak olursak; akıllı sözleşmeler tarafların birbirlerine uygun irade beyanlarını açıkladıkları sözlü ve yazılı akitleri bilgisayar programları aracılığıyla kodlanması halidir.

Diğer bir tanıma göre ise akıllı sözleşmeler, kural olarak blokzincir düzeneğine üye olanların protokol şeklinde bir yazılım (contractware) vasıtasıyla aralarında gerçekleştirdikleri işlemleri ifade eder.

Akıllı sözleşmeler açısından blokzincirin önemli bir yere sahip olduğunu belirtmiştik bu önemin sebebi blokzincir teknolojisinin sahip olduğu özelliklerdir. Blokzincirin özelliklerini sıralayacak olursak: anonimlik, güvenilirlik, değiştirilmezlik, dağıtıklık, ademi merkeziyetçilik ve bütünlük.

Değiştirilmezlik özelliğine göre; blokzincirde yer alan bloklar birbirinin ardına sıralanmakta ve geriye dönük olarak değişiklik yapılabilmesine imkan sağlamamaktadır.

Bu çalışmada blokzincirin sahip olduğu değiştirilmezlik özelliği nedeniyle akıllı sözleşmelerde uyarlama ve değişikliğin mümkün olup olmayacağı ele alınacak ve değerlendirilecektir.

2. Akıllı Sözleşmelerin Değiştirilmesi ve Değişen Koşullara Uyarlanması

A. Genel Olarak Değiştirme ve Değişen Koşullara Uyarlama

Sözleşmenin değiştirilmesi, sözleşmenin taraflarının iradesi ile mümkün olabilecekken sözleşmenin uyarlanması hakim müdahalesi ile söz konusu olmaktadır.

Türk Borçlar Hukukumuza hakim olan sözleşme serbestisi prensibi nedeniyle sözleşmenin tarafları uzun bir işbirliği içine girebilmektedir ve bu uzun işbirliği içinde bir sözleşmenin akdedilmesiyle ifası arasında uzun bir zaman dilimi bırakılabilmektedir.

Pacta sund servanda (ahde vefa) ilkesi gereğince taraflar arasında kurulan sözleşme kararlaştırıldığı şekilde ifa edilmelidir diğer bir deyişle sözleşme akdedildikten sonra sözleşmenin tarafları karşılıklı olarak üzerlerine düşen edimlerinin ifasını tamamlayıncaya kadar sözleşme varlığını sürdürmektedir.

Taraflarca geçerli bir şekilde kurulan sözleşmeye bağlı olma ilkesi yalnızca taraflar için değil hakim için de geçerli ve bağlayıcı bir ilkedir. Öyle ki kanunda veya kurulan sözleşmede özel bir hüküm bulunmazsa yahut belirli şartlar öngörülmezse o zaman hakim tarafların yerine geçerek sözleşmenin şartlarına müdahale edemez. Buradan çıkarılacak diğer bir anlam ise ahde vefa prensibinin mutlak olmayışıdır zira taraflar arasında yapılan sözleşmeye bir hüküm koyarak yahut kanuna bir hüküm ekleyerek hakime sözleşmeyi yorumlama, tamamlama yahut uyarlama yetkisi verilebilir.

B. Akıllı Sözleşmelerin Uyarlanmasının ve Değiştirilmesinin Mümkün Olup Olmayacağının Değerlendirilmesi

Akıllı sözleşmeler tipik ve atipik sözleşmeler gibi boşluklar içerebilmektedir. Akıllı sözleşmeler geleneksel sözleşmelerin kod olarak ifade edilen halleri olduğu için bu kodlar yazılırken birtakım boşlukların meydana gelmesi hali söz konusu olabilmektedir. Akıllı sözleşmelerde sözleşmenin taraflarınca düşünülmemiş veya bilinçli olarak düzenlenmemiş olan sorun nedeniyle boşluklar meydana gelebilmektedir.

Akıllı sözleşme sistemi bir defa yürürlüğe girdiğinde, ifanın gerçekleştirilmesi sürecine hiçbir şekilde müdahale edilemeyeceğinden, akıllı sözleşmelerin değiştirilmesi yahut değişen koşullara göre uyarlanması da neredeyse imkansız olmaktadır. Akıllı sözleşmelerin blokzincir üzerinde kurulmasından sonra taraflarca değiştirilemeyeceğine yönelik basit bir örnek verecek olursak; alışveriş merkezlerinde bulunan satış otomatları paranın atılması ve ilgili ürün kodunun girilmesi akabinde ürünü alıcıya teslim etmektedir. Otomatın tarafımızca girilen koda göre verdiği ürünü tekrar makineye iade etmemiz ve paramızı geri almamız mümkün olmamaktadır.

Akıllı sözleşmelerde geleneksel sözleşmelerden ayrı olarak blokzincir düzeneğinin bir sonucu olarak kaydedilmiş olan verilerin sonradan değiştirilmesi imkanı bulunmadığını belirtmiştik ancak her kuralın bir istisnası olduğu gibi akıllı sözleşmelerde de bir istisna söz konusu olabileceği ileri sürülmektedir. Şöyle ki; sözleşmenin tarafları karşılıklı anlaşırlarsa yani ortaya bir konsensus koyabilirlerse o durumda istisnai olarak konsensus sağlayanlarla birlikte yeni bir sisteme geçmeleri söz konusu olabilecektir burada dikkat edilmesi husus taraflardan birinin tek başına durumu değiştirmesinin mümkün olmamasıdır blokzincirin yapısı gereğince grup olarak hareket edilmesi gerekmektedir.

Tarafların ortaya bir consensus koyarak sözleşmeyi değiştirebileceğine yukarıda değindik ancak bu değişikliğin bir sınırı olup olmadığına da değinmek gerekir zira özellikle on chain akıllı sözleşmelerim taraflarca değiştirilmesinin birtakım sınırları olduğunu düşünmekteyim. Özellikle akıllı sözleşmenin şekle bağlı olarak kurulması ve değiştirilmesi konusunda şekle bağlı kurulan on chain bir akıllı sözleşmenin değiştirilmesinin sınırları olabilir.

Off chain akıllı sözleşmelerde sözleşme taraflarca blokzincir dışında kurulmuş olup blokzincir bu noktada sözleşmenin icrası aşamasında kullanılmakta iken on chain akıllı sözleşmelerde iise sözleşme blokzincir yapısında kurulmaktadır. Hal böyle iken off chain akıllı sözleşmeler açısından şekil şartları blokzincir yapısı dışında gerçekleştirilebilecektir ancak aynı husus on chain sözleşmeler için söylenemez.

Özellikle resmi şekil şartının öngörüldüğü sözleşmelerin akıllı sözlemeler ile kurulup kurulamayacağı öğretide tartışmalıdır. Bir görüş mümkün olduğunu söylerken diğer bir görüş bunun mümkün olmadığını söylemektedir hatta karşılaştırmalı hukukta şekil zorunluluğu getirilen sözleşmelerin yalnızca kurulması değil değiştirilmesi aşamasını da kapsadığını söylemektedir. Aksoy’a göre sözleşmenin kurulması resmi şekil zorunluluğuna tabi tutulduysa değiştirilmesi noktasında resmi şekil zorunluluğu bulunmaktadır ve resmi şekilde yapılan bir sözleşmenin akıllı sözleşmeyle değiştirilmesi mümkün görülmemektedir. Örneğin tapuda yapılan taşınmaz satışlarında yahut noterde düzenleme şeklinde yapılan satış vaadi sözleşmelerinde resmi şekil şartı öngörüldüğü için akıllı sözleşmeler ile gerçekleştirilemeyeceği belirtilebilir.

Akıllı sözleşmelerin uyarlanması hususunda üzerinde durulması gereken diğer bir ilke ise code is law yani kod kanundur ilkesidir. Bu prensibe göre yazılıma göre hareket edilmelidir yani yazılım sistemde kabul edildiği zaman eğer sözleşmesel boşluk varsa ve değiştirilmesine yönelik herhangi yazılımda öngörülmemişse dışarıdan herhangi bir müdahale yahut hukuki koruma sağlanması mümkün değildir. Akıllı sözleşmelere hakim code is law prensibi sayesinde sözleşmeler hukukuna hakim pacta sund servanda ilkesinin mutlak olduğunu söylemek yanlış olamayacaktır. Bu noktada code is law prensibi ile pacta sund servanda ilkesi birbiriyle uyum göstermektedir.

Burada üzerinde durulması gereken diğer konu code is law prensibinin bir sınırının olup olmadığı hususudur. Bilindiği üzere sözleşme serbestisinin sınırları TBK m.26 ve 27’de düzenlenmiştir. Buna göre;

MADDE 26- Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler

MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.

Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.

Madde hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere taraflar arasında yapılan sözleşmelerde serbestinin sınırı; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olmamak ve konusunu imkansız olmamasıdır. Hukuki açıdan code is law yaklaşımının kabul edilemeyeceğini savunulmaktadır zira taraflar kendi aralarında yapacakları akıllı sözleşme ile kanunun emredici hukuk kurallarına ahlaka ve kamu düzenine aykırı bir durum kararlaştırılamaz kararlaştırılsa dahi bu hususun mutlak butlan ile batıl olma yaptırımıyla karşılacaktır.

İlaveten bu durumda MK 2’de düzenlenen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanımı gündeme gelecektir. Taraflar blokzincirin değiştirilmezliği özelliğinden yola çıkarak sözleşme yapma haklarını kötüye kullanmamaları gerekecektir.  Ben de bu görüşe katılmaktayım zira her ne kadar akıllı sözleşmeler kod ile yazılan sözleşmeler olsa da genel hükümlerde tüm sözleşmeler için düzenlenen kurallara uyulmalıdır.

Bu noktada ikinci bir yaklaşım olan code as law yaklaşımı gündeme gelebilecektir bu yaklaşıma göre temelde yazılım tarafları bağladığı kabul edilmekle birlikte beklenmeyen olumsuz bir durum ile karşılaşırsa o zaman tarafların hakime girme hakkı saklı tutulmuştur. Hukukçu olarak code as law yaklaşımın hukuk kurallarına daha uygun olduğu görüşündeyim.

Akıllı sözleşmeler genellikle kısa süreli sözleşmeler olup ani edimler içermektedir sözleşmelerin uyarlanması ise daha önce de belirttiğimiz üzere sürekli edim doğuran sözleşmelerde gündeme gelmektedir hal böyle iken edimlerin türü açısından da akıllı sözleşmelerde uyarlama yapılması mümkün değildir.

Akıllı sözleşmelerin uyarlanmasının mümkün olmadığı kabul edildiğinden akıllı sözleşmeler kurulurken taraflar muğlak ifadelerden kaçınmalı ve ortaya çıkabilecek faktörler önceden öngörülmelidir. Ancak bu noktada da farklı sorunlar ortaya çıkacaktır. Şöyle ki akıllı sözleşmeler koddan oluşan sözleşmeler olup bütün ihtimallerin koda yerleştirilmesi hem zor olmakta hem de kodun normalden uzun olması nedeniyle sözleşmenin ifası aşamasında birtakım sorunlar gündeme gelebilecektir.

Akıllı sözleşmelerin uyarlanması talebinin mahkemeye taşınması halinde öncelikle akıllı sözleşmenin işlemi gerçekleştirmesi gerekecektir zira bu konuda dışsal bir müdahale söz konusu olmayacaktır zira akıllı sözleşmelerde kendi kendine ifa edilebilirlik söz konusu olduğu için bu ifanın engellenmesi teknik olarak mümkün değil, ancak işlem gerçekleştirildikten sonra uyarlamanın şartları oluşmuşsa hakim  işlemin geri alınması ve  ifa edilen edimlerin iadesine karar verilebilir.

Akıllı sözleşmelerde hakim olan görüş sözleşmelerin değişen şartlara uyarlanmasının mümkün olmayacağı ise de literatürde akıllı sözleşmelerin kullanılmasının çekince yaratması düşünüldüğünde birtakım öneriler ileri sürülmüştür. bunun en başından aşmak için ileri sürülen bir görüş bulunmaktadır. Akıllı sözleşmelerin uyarlanamaması probleminin üstesinden gelinmesi adına ortaya atılan metotlardan biri kaçış kapısı (escape hatch) bırakmaktır, bu kaçış kapısına göre akıllı sözleşmenin programlanması sırasında yazılan kodun içerisine değişiklik ve uyarlama yapılabilmesine yönelik kod entegre edilerek bazı durumlarda değişiklik ve uyarlama yapılabilmesinin sağlanmasıdır. Bu noktada bu görüşle ilgili kendi değerlendirmemi yapacak olursam işin teknik boyutu ve blokzincir yapısı düşünüldüğünde kaçış kapısının blokzincir yapısına uygun olup olmayacağı tartışmalı hale gelecektir. Zira her bloğun bir hashi (şifreleme tekniği) bulunduğu için ve en küçük bir değişiklikte dahi  başta bırakılan kaçış kapısı devreye sokulduğu zaman bloklardaki hashler üzerinde nasıl bir değişim meydana geleceği göz önüne alınmalıdır aksi takdirde blokzincirin güvenilirliği şüpheye düşebilecektir.

Literatürde öne sürülen diğer bir metod ise sözleşmenin ifası aşamasınınn tam otomatik olması yerine birden fazla imza onayı (multisig) ile gerçekleştirmektir.  Ancak bu metod da yine blokzincir platformunun  ve akıllı sözleşmelerin özellikleriyle çelişebilecektir zira akıllı sözleşmelerin kendiliğinden ifa edilme kabiliyeti ve sistemin kendi kendine yetebilir olması özelliği ile de çelişmektedir.

Diğer bir öneri ise taraflar arasında akdedilen akıllı sözleşmelerde yapılacak değişikliklerin tarafların özel anahtarları (private key) ile onaylaması halinde mümkün olmasına yönelik kloz koyulmasına yöneliktir. Bu durum da belki blokzincir üzerinde yapılan akıllı sözleşmelerde sorun yaratabilse de blokzincir dışında yapılan akılı sözleşmelerde mümkün olabilecektir.

Blokzincirde bulunan oracle dediğimiz aracılar vasıtasıyla da akıllı sözleşmelerde değişiklik ve uyarlama yapılmasının mümkün olduğuna yönelik bir öneri de bulunmaktadır. Zira bu durumda taraflar arasında kurulan akıllı sözleşmelere yeterli netlik ve kesinlikte bir kloz koyarak belirtilen ihtimallerin gerçekleşmesi akabinde oracler tarafından bu ihtimallerin gerçekleştiği tespit edilerek otomatik değişiklik veya uyarlama yapılmasına imkan tanınabileceği yönündedir.

Söz konusu önerilerin yanı sıra literatürde Doğancı tarafından öne sürülen Geliştirilebilir (Upgradable) Akıllı Sözleşmeler ve Düzenlenebilir ( Redactable) Blokzinciri kavramlara konumuz açısından önem teşkil etmekte olup bu iki kavrama da aşağıda yer vereceğiz.

1. Geliştirilebilir (Upgradable) Akıllı Sözleşmeler

Sözleşmeden dönme ve cayma hakkının diğer bir akıllı sözleşmeden yararlanılması haline revize edilebilir yahut geliştirilebilir akıllı sözleşme adı verilmektedir.

Geliştirilebilir yahut revize edilebilir akıllı sözleşmeler blokzincirin değişmezlik özelliği ile çatışacağı düşünülebilir ancak bu tür sözleşmeler ile başta yapılan akıllı sözleşme etkisizleştirilerek onun yerine yeni bir akıllı sözleşme geçmektedir. Burada bir nevi sözleşmenin yenilenmesi olduğunun söylenebileceği kanaatindeyim. Türk hukukunda sözleşmenin yenilenmesi latince olarak da bildiğimiz novatio kavramından hareketle taraflar yeni bir sözleşme yaparak eski sözleşmedeki borcu ortadan kaldırmaktadır. Geliştirilebili akıllı sözleşmenin tanımından yola çıkarak bunun sözleşmenin yenilenmesi olabileceğini düşünmekteyiz ancak uygulama açısından on chain bir sözleşmede teknik açıdan birtakım problemlerin meydana gelebeilceğini bu nedenle çalışmada söz konusu olan kaçış kapısı yahut oraclelardan faydalanabileceğini düşünmekteyiz. Off chain sözleşmelerde ise ise geliştirilebilir akıllı sözleşmelerin yapılabileceğini düşünmekteyim

2. Düzenlenebilir (Redactable) Blokzinciri

Düzenlenebilir blokzinciri ile blokzincir yapısında yer alan bir veya birden fazla bloğun yeniden yazılması, yeni blok yahut blokların eklenmesi mümkün olduğu düşünülmektedir. Burada blokzincirin değişmezliği özelliğin ile çatışma hali söz konusudur ve teknik açıdan nasıl olabileceği üzerine yabancı literatürde birtakım fikirler öne sürülmüştür.

Yabancı doktrinde öne sürülen görüşe göre düzenlenebilir blokzincirinde çifte Hashing süreci bulunarak kamelon hash adı verilen ikinci Has ile birlikte daha önce yetkilendirilmiş kişilerin sözleşmeyi uyarlayabileceği kabul edilmiştir. Yabancı doktrin bu durumun klasik blokzincirde uygulanmayacağını düzenlenebilir blokzincirde yapılabileceğini de belirtmiştir.

Kanımca bu husus yeni bir blokzinciri yapısında öngörülmüş olduğu için klasik blokzincirde sözleşmenin bu şekilde uyarlanması mümkün görülmemiştir. Tarafların ileride sözleşmenin değişen koşullara uyarlanabilmesini talep etmesi için on chain bir akıllı sözleşme yapılacak bunu düzenlenebilir blokzincir üzerinde yapmalıdır. İlaveten yapılan bu teknik işlemlerin sözleşmenin akdedilmesi sırasında yapılması gerekmekte olup sonradan müdahale edilemeyeceği de belirtilmiştir.

C. Akıllı Sözleşmelerin Ex Ante ( Kuruluş Aşamasında) Denetimi

Literatürde kabul edilen görüş akıllı sözleşmelerde sonradan değişiklik ve uyarlama yapılması mümkün olmadığı yönündedir. Bu nedenle akıllı sözleşmelerin kuruluş aşamasında alınacak ex ante önlemler vasıtasıyla bu sorunun aşılabileceğine yönelik görüşler bulunmaktadır.  Bu görüşler çerçevesinde akıllı sözleşmelere yönelik birtakım hukuki çareler ileri sürülmektedir:

Sözleşme kurulduktan sonra oracle’lardan faydalanmak: Taraflar sözleşmeyi akdederken gerekli programlamaları yaparak ileride meydana gelecek değişikliklerin oraclelar aracılığıyla takip edilmesini ve akıllı sözleşmelerin nasıl değiştireceğini belirleyebilirler. Bu noktada benim şahsi düşüncem yine teknik olarak mümkün olup olmayacağı yönündedir zira bunları programlarken kod dilinin buna müsait olması ve değişikliklerin hangi taraf lehine aleyhine olup olmayacağı iyice tartılması gerekmektedir.

Sözleşmenin değişen koşullara uyarlama fonksiyonundan faydalanmak: Akıllı sözleşmenin kodlanması esnasında sözleşmenin tarafları sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin kodlara yer verebilir. Örneğin akıllı sözleşmede sözleşmede uyarlama yapacak yahut değişiklik yapılmasına olanak sağlayacak bir uyarlama kodu konulabileceği söylenmektedir.

Akıllı sözleşmenin uyarlanmasını veya değiştirilmesini denetleyecek bir mekanizmadan faydalanmak: Akıllı sözleşme kurulurken algoritmasına uyuşmazlık halinde başvurulacak bir denetleme mekanizması konulabilir.

Sonuç

Akıllı sözleşmeler, tipik ve atipik sözleşmeler gibi boşluklar içerebilmektedir. Özellikle blokzincir üzerinde kurulan (on chain) akıllı sözleşmelerde ileride meydana gelecek ve taraf iradeleri dışında oluşacak bütün olayların önceden öngörülmesi ve akıllı sözleşmelerin kodları yazılırken bunları dikkate alınması mümkün değildir. Bu nedenle akıllı sözleşmelerin değiştirilmesi ve/veya değişen koşullara uyarlanması noktasında karşımıza teknik sorunlar çıkmaktadır. 

Akıllı sözleşmeler konusunda ahde vefa ilkesi mutlak bir prensip olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu prensibin diğer görünümü ‘code is law’ yaklaşımı olup bu yaklaşımın da TBK genel hükümler nezdinde sınırları olduğu bu nedenle hukuki olarak bu yaklaşımın doğru olmadığı belirtilmiştir. Akıllı sözleşmelerin, özellikle on chain akıllı sözleşmelerin değiştirilmesi noktasında da karşımıza şekilsel olarak sınırların çıkacağına değinilmiş olup resmi şekilde kurulan sözleşmelerin akıllı sözleşmeler yoluyla değiştirilemeyeceği ortaya koyulmuştur. Akıllı sözleşmelerin sonradan uyarlanması teknik olarak mümkün olmasa da taraflardan birinin sözleşmenin uyarlanmasını istemesi halinde hakim bu duruma müdahale edecektir. Bu noktada literatürde sözleşmenin değiştirilmesi ve değişen koşullara uyarlanması açısından meydana gelen teknik sorunların aşılmasına yönelik öneriler getirilmiştir. Bu önerilerden biri sözleşmenin kodu yazılırken ileride meydana gelecek büyük değişiklikler için kaçış kapısı bırakmaktır, diğer bir öneri ise akıllı sözleşmelerin ifası noktasında otomatik ifa yerine birden fazla imza onayı (multisig) ile gerçekleştirmektir. Bir başka öneri ise sözleşmenin tarafları arasında bir konsensus yaratarak sözleşmenin değiştirilmesini sağlamaktır. Doğancı ise eserinde iki yeni kavrama yer vermiş olup bunlar Geliştirebilir Akıllı Sözleşmeler ile Düzenlenebilir Blokzincir yapısıdır. Bu kavramlar nezdinde sözleşmenin değiştirilmesinin yahut uyarlanmasının mümkün olup olmadığı tartışılmış olup görüşlerine yer verilmiştir.  Tüm bu öneriler kendi içinde blokzincir yapısı ile çelişkiler içermekle birlikte gelişen teknolojiler karşısında yeterli ve dikkatli bir kod yazımı ile bu soruna bir çözüm bulunabilir.

Bunlara ek olarak Pınar ÇAĞLAYAN AKSOY kitabında ‘Akıllı Sözleşmelerin Ex Ante Denetimi’ başlığı altında akıllı sözleşmelerin kuruluş aşamasında söz konusu olabilecek önleyici birtakım fikirlerden bahsetmiş olup bunların da blokzincir üzerindeki akıllı sözleşmelere teknik olarak uygulanıp uygulanamayacağı zaman içinde uygulama ile belli olacaktır.

Tüm bu öneriler ile birlikte kendi görüşüm ise uyarlamanın mahkemelerden talep edilecek olması nedeniyle mahkemelerin de bir aktör olarak bu akıllı sözleşmelere dahil edilmesidir.  On chain akıllı sözleşmelerde bu durum yine sorun teşkil edebilecek ise de off chain akıllı sözleşmelerde buna imkan sağlanabilir. Bunun yanı sıra taraflar sözleşme serbestisi gereği ek bir akıllı protokol yaparak mevcut sözleşmede bir değişiklik yapabilmeyi öngörebilir ama bu da blokzincir tabanlı akıllı sözleşmelerde hashleme nedeniyle mümkün olmasa da blokzincir dışı akıllı sözleşmelerde uygulama alanı bulabilme imkanı olabilir.

Dilan Orak

KAYNAKÇA

  • BAYSAL, Başak, Sözleşmenin Uyarlanması BK m.138 Aşırı İfa Güçlüğü, 4. Baskı, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, Kasım 2020.
  • ÇAĞLAYAN AKSOY, Pınar Akıllı Sözleşmelerin Kuruluşu ve Geçerlilik Şartları, 1. Bası, İstanbul, Oniki Levha, 2021.
  • ÇEKİN, Mesut Serdar, Borçlar Hukuku ile Veri Koruma Hukuku Açısından Blockchain Teknolojisi ve Akıllı Sözleşmeler: Hukuk Düzenimizde Bir Paradigma Değişimine Gerek Var Mı?, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 77, S. 1, 2019.
  • ÇUBUKÇU, Damla Beril, Teknik Ve Hukuki Yönleriyle Akıllı Sözleşmeler, Yüksek Lisans Tezi,    İstanbul 2020.
  • DAĞLI, Mahir Kubilay, “Akıllı Sözleşmeler Ve Sermaye Piyasalarına Etkisi”, Akıllı Sözleşmelerde Güncel Gelişmeler, Serhat ESKİYÖRÜK/Ömer Tuğsal DORUK (ed.) Gazi Kitabevi, Ankara 2021.
  • DOĞANCI, Doğa Ekrem, Blokzincirine Dayalı Akıllı Sözleşmelerin Hukuki Nitelikleri, Kuruluşu, Yorumu, İfası ve Bazı Örnek Hukuki Uygulamalar, 1. Bası, İstanbul, On İki Levha, Ağustos 2021.
  • ERCOŞKUN ŞENOL, Kübra, Sözleşmenin İçeriğini Belirleme Özgürlüğü Ve Bunun Genel Sınırı: TBK m. 27. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 124(2), 2016, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/292465 E.T: 05.01.2022.
  • EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 21. Baskı, Ankara, Yetkin Yayınları, 2017.
  • GÜLBAHAR SÜZGÜN, Selin, Sözleşmenin Değişen Şartlara Uyarlanması, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2018.
  • KAPANCI, Kadir Berk Özel Hukuk Penceresinden Blokzincir: “Sanal Para” Değerleri Ve “Akıllı Sözleşmeler” Üzerine Değerlendirmeler, Gelişen Teknolojiler ve Hukuk 1 – Blokzincir, Eylem Aksoy Retornaz, Osman Gazi Güçlütürk (ed), On İki Levha Yayınları. İstanbul 2020.
  • KAPLAN, İbrahim Borçlar Hukuku Dersleri (Genel Hükümler), 6. Baskı, Ankara, İmaj Yayınevi, Kasım 2012.
  • OĞUZMAN, M. Kemal / ÖZ, M. Turgut Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt-1, 11. Baskı, İstanbul, Vedat Kitapçılık, Mart 2013.
  • SCHULPEN, Ruben  “Smart Contracts in the Netherlands: A Legal Research Regarding the Use of Smart Contacts Within Dutch Contract Law and Legal Framework”, Tilburg University International Business Law (LLM), Master Thesis, Tilburg, 2018, http://arno.uvt.nl/show.cgi?fid=146860  (Erişim Tarihi: 10 Kasım 2021),
  • TERCİER, Pierre / PICHONNAZ, Pascal / DEVELİOĞLU, Murat Borçlar Hukuk Genel Hükümler, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, Mart 2016.